11 Ekim 2015 Pazar

Çirkin - Judith Ivory





Çok ucuza şans eseri bulduğum ve okuduğum bu kitabı anlatmak istiyorum. Yazarın dili kelimeleri bize aktarışı o kadar güzel ve sadeki. Okurken akıp gidiyor ve sürünekliyorsunuz kelimeler ile. Nasıl anlatsam bilemedim benim cümlelerimin eksik kaldığını hissediyorum bu kitabı anlatırken. Yediğiniz bir yemeğin tadının çok güzel olduğunu söylersiniz lâkin asla onun size ne hissettirdiğini anlatamazsınız. Öyle birşey sanırım bu :) Kitabın büyük bir bölümünde parfum malzemelerinde bilgi verilmişti. Bu konuda tarihsel bi bilgiye ulaşıyosunuz kitap sonunda :) Fazla uzatmadan konuya geliyorum.




MASUM BİR GÜZELİN AŞKI ÇİRKİN BİR ARİSTOKRATI TERBİYE EDEBİLİR Mİ?


GÜZEL
Seçkin bir Amerikan vârisi olan Lousie Vandermeer güzel ve zekidir.. Ancak hayatından bıkmıştır - cesaret isteyen bir maceraya atılması da bu yüzdendir : Başka ülkedeki bir aristokratla evlenmek için okyanusun karşı tarafına seyahat edecektir. Dedikodulara göre evleneceği adam son derece çirkindir- bu, onu gün ışığında hiç görmediği ve merak uyandırıcı bir yabancıyla tutkulu, gözü kara bir ilişkiye iter.


ÇİRKİN
Charles Harcourt, çocukken geçirdiği bir hastalığın bıraktığı yaraya rağmen, Avrupa'nın en entelektüel güzellerini elde etmeyi başarmıştır. Şaka olsun diye, kendi nişanlısının gemisinde kimliğini gizleyerek seyahat etmeyi, ve zifiri karanlıkta budala bir genç kızı baştan çıkarmayı- planlamıştır. Ancak, çapkın kahramanımızın şakası geri teper. Şimdi deliler gibi aşık olan odur; artık eşi olan ve her şeye çabucak sinirlenen Lulu ise sadece gemideki sevgilisine aşıktır, hem de o tüm o zaman boyunca onun Harcourt olduğunu bilmeden. Ve Charles onun kalbine asla sahip olamayacaktır- içinde saklanan prensi ona gösterene kadar.


(Arka Kapak)


Prens Harcourt parfüm satan bir asilzadedir. Amerikalı bir aile tanışır ve bu aile kızını bu gence vermek isterler. Lousie ise dış görünüşe önem verenlere ne kadar kızsa da kendisi de bir o kadar dış görünüşe önem veren sığ 18 yaşında bir genç kızdır. Ama evleneceği insanın çirkin biri olduğunu öğrenince biraz macera yaşamaya başlamak ister. Kimse bilmese de Harcourtta o gemidedir ve bu kızı baştan çıkartmak için uğraşacaktır.


Devamını anlatmayacağım, selametle^^ :)


14 Eylül 2015 Pazartesi

Genç Werther'in Acıları - Goethe



''Zavallı Werther'in hikayesiyle ilgili bulabildiğim şeyleri özenle topladım ve bunları önünüze koyuyorum. Bu çalışmamdan dolayı bana teşekkür edeceğinizi biliyorum. Onun ruhuna ve karakterine hayranlığınızı ve sevginizi, yazgısına göz yaşlarınızı esirgeyemezsiniz.

Ve sen iyi kalpli insan, sen de onun gibi kendini boğulmuş hissediyorsan onun acılarıyla teselli bul ve eğer talihinden ya da kendi suçundan dolayı daha yakın bir arkadaş bulamazsan bu kitapçıkla arkadaş ol.''




Goethe'nin bu sözleriyle başlayan kitabı aslında hepimizin içinde bulunan intihara meyilli, platonik aşk kurbanı ufak çocuğun yansıması olarak düşündüm hep. 



Şöyle baktığımızda aslında kitap klasik bir aşk romanı gibi gözükebilir. Goethe'nin mektup tarzı yazdığı bu roman yazıldığı dönem koşullarını da çok güzel aktardığını düşünüyorum. Werther'in Lotte'ye olan aşkı, Lotte'nin evli olması ve dönemin koşulları aslında Wertheri bir nevi intihara sürükleyen olaylardan birisi. Werther evli bir kadına aşık olur ve o kadın hakkında ki aşkını bir arkadaşına mektup olarak yollar. Sonlara doğru Goethe'nin yorumlarıyla karşılaşıyoruz. 


Bu kitabın yazıldığı dönemde o devrin Almanyası için etkileri çok olmuş. Werther'in yalnız melankolik havaları bir çok genci etkilemiş ve intihar oranı artmış. Hatta birçok genç Werther gibi intihar ederken mavi ceket- sarı pantalon giymiş.  





Tüm gencleri etkileyen o son mektuptan son mısra ;

'' ....Senin için ölmenn mutluluğuna erişebilsem! Lotte, senin için kendimi feda edebilsem! Sana yaşamının huzurunu, büyük hazini yeniden tattırabilsem cesaretle ve seve seve ölmek isterdim. Ama ne yazık ki; kanlarını dostları için akıtmak ve ölümleriyle sevdiklerini yüzlerce kez mutlu etmek sadece az sayıda soylu insana nasip olmuştur

Lotte, şu an üzerimde olan bu elbiselerle gömülmek istiyorum; sen onlara ellerini sürüp kutsallaştırdın. Bunu babandan da rica ettim. Ruhum tabutun üzerinde süzülüyor. Ceplerimin aranmasını istemiyorum. İlk kez çocuklarınla birlikte sana rastladığım zaman gögsünde bu pembe kurdeleyi taşıyordun. Çocukları binlerce kez öp ve onlara talihsiz dostlarının kaderini anlat. O sevgili çocuklar!  Etrafımda cıvıl cıvıl oynaştıklarını görür gibiyim. Heyhat sana nasıl da içten bağlanmıştım! Seni ilk gördüğüm andan itibaren bırakmamın mümkün olmadığını düşünüyordum! Bu kurdele benimle birlikte gömülsün. Doğum günümde bana hediye etmiştin onu! Her şey nasılda birbirine karışmış görünüyor! Ah yolun beni buraya getireceğini hiç düşünmedim!Ama sakin ol! Rica ediyorum, sakin ol! 

Tabancaları doldurdum.. saat on ikiyi vuruyor! İşte buraya kadar! Lotte! Lotte, sağlıcakla kal! Sağlıcakla kal!''

30 Ağustos 2015 Pazar

Bu Bir Özür Postudur

Sevgili canlar şuan bile internete zar zor giriyorum. Kitap postları hazırlayamıyorum. Kitap okumaktan aciz kaldım. Sevdiğim blogları okuyamıyorum. Diyorum ki internetsziliğin gözü kör olsun.
Yetmedi eve internet bağlanılacak dediler. Ben gidince mi, diye bir sinir oldum. Ya sınavım var arkadaşım benim ya. Yaylaya gidip rahat kafayla çalışayım dedim. İnternet bağlanacak. İçime oturdu resmen. Ama siz de değerlisiniz şimdi, derslerimde. Dönünce size de vakit ayırabilir miyim ki? Beni çok korkutuyorlar. Sanki hiç kazanamayacakmışım gibi. Anlayacağınız blogcanlar hayatımın dönüm noktasındayım. Hedeflerim var ve hedeflerimi ulaşmam için çok çalışmam lazım.
Dershaneler de kapatıldığına göre bu mücadeleyi tek başıma vereceğim. Matematik deseniz dipelerde. Başarı hikayeleri okurdum önceden. Neler vardı neler. Diyorum ki içlerinden biri de ben olabilir miyim ki? 
Ya sizden akıl istiyorum. Bana akıl verin azcık. Elbette YGS sınavını atlatanınız var aranızda. Neler yaşadınız, neler hissettiniz bir öğrenmek isterim? :)